Akşamleyin metrobüse binmeyi seviyorum. Evet yanlış okumadınız, metrobüs ve sevmek aynı cümlenin ögeleri. Akşam metrobüsteysem büyük ihtimalle Zincirlikuyu'dan binmişimdir. Mutlaka oturmuşumdur yani. Hiçbir şey yapmak zorunda değilsin. O 45 dk senin abi. Aç bi Göksel Baktagir. Başarabilirsen de gidiş yönünün solundaki cam kenarı koltuğa otur. O koltuk önemli. O koltuk metrobüs Haliç'ten geçerken her seferinde Galata'yı, Süleymaniye'yi, Eminönü'nü uzaktan seyreylediğim tahtım. Sabahı da güzel, yağmuru da güzel, akşamı da güzel Haliç'in. Fener Rum Lisesi'nin kırmızı taşlarına ikindi vakti mutlaka bakın mesela. Öyle işte. Bir de gözlüğü çıkarır tepeme takarım. Öyle izlerim dışarıyı. Miyop olmamdan ötürü, uzaktan gelen araçların farları bokeh bokeh, top top. Hep bir film sahnesi bizim E5 bana. Yoksa miyop olmak da mı güzel? İstediğin zaman çok da net görememek. Bazen her şey netken hayat daha zor. Görmezsen bilmezsen, karaltılıysa biraz zihnindekiler daha güzel tahammül edersin. Yazı tamam. Londra'dan kalma iki tropikal çayım var, biri benim biri sizin olsun. Göksel Baktagir'den Telden Süzülen 🎶 hepimizin olsun. Allah'a da emanet olduk mu bu akşam da tamamdır. | Gozlukluf